BİRAZ DÜŞÜNELİM Dün Okul

BİRAZ DÜŞÜNELİM

Dün Okul

Dün Okul

Bireyin kimlik, kişilik, akademik, sosyal ve özgüven kazanımında ki rolü yüzde 75-80 iken,

Bugün yüzde 25-30 Lara kadar düştüğünü,

Dün okulda,

Bilgi ya da bilginin araçlarına ulaşmanın zor olduğu, Okulun kuralları, Öğretmenin rol model oluşunun çok değerli olduğu,

Bugün ise gelişen teknolojiden dolayı bilgiye ulaşmanın kolay ve ucuz olması, Okulun ve öğretmenin rolünü oldukça değersizleştirdiğini,

Dün okulun,

İşlevsel yapısı olan, eğitim programlarından öğretmenlerin rol model olmaları, öğrenci üzerinde öğretmenin ağırlığının olduğu, öğrencilerin kendi aralarında ki iletişimleri ile aktif öğrenmenin akranlar arasında yaşandığı,

Bugün ise okula ulaşımdan tutunda, çocukların yol arkadaşlığından,  aynı binada otura şuan çocukların ayrı ayrı servislerde gidip, binada ki arkadaşının hangi okula gittiğinden habersiz olan çocukların ve alilerin bir birlerinden haberlerinin olmaması,

Dün okula giden çocuğu olan ailede herkesin rolünü oynadığı, Anne babaların çocuklarını kontrol edebildiği, önce öğretmenin söylediklerini değerli kıldığı,

Bugün ise maalesef, “Anne babaların çocuk, Çocuklarında Anne/Baba” olduklarını,

Dün, Öğretmenin okulda ciddi derecede öğrenciler ve aileler üzerinde ağırlığı olduğu,

Bugün ise çocuklar ve Anne/Babalar öğretmenin özgür ağırlığını değilde, çocuklarının o anki ağızlarından çıkana bakıp, çocuklarına teslim olduğu, hatta günümüzün modası olan, “ Çocuğumun Psikolojisi bozuldu” cümlesini kurup, kendilerinin yetersizliğini öğretmenleri şikâyet edecek kadar şirazesi dağılan anne/babaların yüzde 65-70’e kadar geldiğini, öğretmeninde bir insan olduğunu, psikolojisinin olduğunu hiç görmediklerini,

Dünün öğretmenlerinin, öğrencilerine rol model olduğu, öğrencilerde iz bıraktığı,

Bugün ise, öğretmenin şikâyet edilmekten ve dayak yemekten hatta okulunda silahlı saldırıya uğramaktan korktuğu için öğrencilerinden ve alilerinden uzaklaşıp, mesleklerini hakkıyla yapmadıklarını hiç düşündünüz mü? Eskiden hayatın birçok yönünde daha farklı bir ruh vardı. Arkadaşlıklar daha samimiydi, komşuluk daha sıcak, insan ilişkileri daha içtendi. İnsanlar birbirine yaklaşırken empatiyi, yani karşısındakini anlamayı önemserdi. Eğitim sadece bilgi vermekle kalmaz, insan olmanın değerlerini de öğretirdi. Adalet, meslek ahlakı ve sorumluluk duygusu daha güçlü hissedilirdi. Aşklar bile daha sade ve daha gerçekti. İnsanlar birbirine daha çok değer verir, sadakati daha büyük bir erdem sayardı. Meslekler yalnızca geçim kapısı değil, aynı zamanda bir onur meselesiydi. İnsanlar yaptıkları işte dürüstlüğü ve hakkaniyeti gözetirdi.

Vatan sevgisi de farklı bir anlam taşırdı. Açlıkta da yoklukta da, savaşın en zor günlerinde bile bir karış toprak için canını ortaya koyan insanlar vardı. Bugün ise çoğu zaman tam tersi bir düşünceyle karşılaşıyoruz; imkânı olan bile “Nereye gitsem, hangi ülkeye yerleşsem?” diye düşünüyor. Eskiden insanlar ellerindekine sahip çıkmayı, şükretmeyi daha iyi bilirdi. Şimdi ise çoğu zaman sahip olduklarımız yetmez oluyor; daha fazlasını istemek, daha fazlasını aramak neredeyse alışkanlık hâline geliyor. Belki zaman değişti, belki şartlar farklılaştı. Ama insanın içindeki değerler değişmemeli. Çünkü dostluk, merhamet, adalet, vatan sevgisi ve empati; bir toplumu ayakta tutan asıl şeylerdir. Bunlar kaybolduğunda sadece geçmişi özlemek kalır. Oysa önemli olan, o değerleri yeniden hatırlayıp yaşatabilmektir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version