ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZ, SANAYİCİ ELEMAN BULAMIYOR BU KÖPRÜ NEDEN YIKIK.
Dedem bana derdi ki: “Oğlum, devlete iki şey lazım. Biri kılıcı tutacak el, biri toprağı ve çarkı döndürecek el. İkisi de olmazsa devlet ayakta duramaz. “Bizim sülale “Paşalar” diye bilinir. Serhat boyunda nöbet tuttuk. Allahuekber’in eteğinde, Karaca Dağ’ın yamacında. Bugün 2026 yılındayız. Üniversitelerin 2026-2027 kayıtları başladı. Milyonlarca ana baba “evladım ne olacak” diye dua ediyor. Ama ortada çok acı bir tablo var: Bir tarafta 8 milyona yaklaşan üniversite öğrencisi ve her sene 1 milyonu aşan mezun. “İş yok” diye feryat ediyor. Diğer tarafta Erzurum OSB’den İstanbul’daki fabrikaya kadar herkes “usta yok, çırak yok, çalışacak adam yok” diye inliyor. Peki, soruyorum: Bu köprü nasıl yıkıldı? Üniversite ile sanayi arasındaki bu köprüyü kim yıktı?
- HERKESE ÜNİVERSİTE, HİÇ KİMSEYE MESLEK Son 20 yılda Türkiye’de 200’ün üzerinde üniversite açıldı. Çok güzel. İlim yuvaları çoğalsın. Ama aynı dönemde kaç tane “dünyaya kafa tutacak meslek lisesi” açıldı? Kaç tane “çırak yetiştirme kampüsü” kuruldu? Bugün gençlerimiz 4 yıl okuyor. KYK borcu, yurt parası, kitap derken 200-300 bin TL masraf. Mezun oluyor, eline diploma. Sonra ne oluyor? KPSS’ye giriyor. 2 yıl, 3 yıl bekliyor. Atanamayınca ya kuryelik yapıyor ya da “benim diplomam var” diye asgari ücrete isyan ediyor. Öbür tarafta sanayici. “Gel sana 28 bin TL vereyim, sigorta yapayım, yemeği benden” diyor. CNC operatörü arıyor. Kaynakçı arıyor. Kalıpçı arıyor. Cevap: “Yok”. Neden yok? Çünkü biz 15 yaşında çocuğa “sen ne olmak istiyorsun” diye sormadık. “Doktor, mühendis, avukat ol” diye kodladık. “Usta” kelimesini ayıp bir şey gibi gösterdik. Hâlbuki bir usta bugün bir mühendisten fazla para kazanıyor.
- ANNE BABA VE GENÇ ZİHNİYETİ: “AYAĞIMA ÇAMUR DEĞMESİN “Ben Şenkaya’nın eski adı İznos şimdiki adı Gülveren köyündenim. Köyde “Paşalar” sülalesi derler bize. Bizim zamanımızda oğlan 12-13 yaşında sanata verilirdi. Marangozun yanına, demircinin yanına. “Ekmek elden su gölden” öğrenirdi. Şimdi aynı mantıkla yetişen baba diyor ki: “Oğlum sen oku, ayağına çamur değmesin.” Çocuk 22 yaşında mezun oluyor. Fabrikaya gidiyor. 8 saat ayakta durması lazım. “Hocam çok yorucu” diyor. Ofise gidiyor. “Maaş az” diyor. Devlet kapısı bekliyor. Gençlerimize kızmıyorum. Onları biz böyle yetiştirdik. Instagram’da “masa başı iş” videosu izleye izleye büyüdüler.
Ama gerçek hayat masa başı değil. Gerçek hayat torna tezgâhı, kaynak makinesi, tarla, fabrika. Sanayici de haklı olarak isyan ediyor: “Ben devlete vergi veriyorum. İstihdam yapıyorum. Ama bana adam göndermiyorlar.”
- EĞİTİM SİSTEMİ: “BİR ŞEY OLURUZ” ÜNİVERSİTESİ 2026-2027 eğitim öğretim yılı için tercih yapan bir gence sorun: “4 yıl sonra ne olacaksın?” Cevapların %70’i şu: “Bilmiyorum abi, bir şey oluruz. Mezun olalım da. “İşte bütün mesele bu. “Bir şey oluruz” zihniyeti.
Almanya’da çocuk 10. sınıfta karar verir: Ya üniversite yolu, ya meslek yolu. Meslek seçen çocuk 16 yaşında maaş alır. Bizde ne var? Lise 4’e kadar “sayısal mı sözel mi” kavgası. Sonra alelacele bir bölüm. Mezun olunca “ben aslında bunu istemiyordum” pişmanlığı. Üniversitelerimizde de sorun var. Birçok bölüm sanayiden kopuk. Hoca anlatıyor, öğrenci dinliyor. Ama atölye yok, staj yok, üretim yok. Mezun olunca “ben teorik biliyorum” diyor. Sanayici de “bana pratik lazım” diyor. Ve köprü orada yıkılıyor.
- ÇÖZÜM NEREDE? “TEGAVÜT” DEĞİL, “TECAHHÜT” LAZIM Eskiden devlete hizmet eden paşaya “tegavüt” deyip emekli ederlerdi. Ama emekli etmeden önce “tecaühüt” alırlardı. Yani “devlete söz ver” derlerdi. Bugün bizim de devlete ve gençliğe karşı bir “tecaühüdümüz” olması lazım.
Çözüm 1: Lise 1’de Yol Ayrımı Çocuk 14 yaşında karar versin. “Ben akademik miyim, mesleki miyim?” Mesleği seçen çocuğa devlet burs versin. Sanayide zorunlu staj yapsın. 18 yaşında usta olarak çıksın.
Çözüm 2: Her Üniversitenin Yanına 1 OSB Üniversite kampüsünün dibinde fabrika olacak. Öğrenci 1. sınıftan itibaren haftada 2 gün orada çalışacak. Hem para kazanacak hem meslek öğrenecek. Mezun olunca işi hazır olacak.
Çözüm 3: Ustaya İtibar, Diplomaya Değil Emeğe Değer Devlet şunu ilan etmeli: “Usta, mühendisle aynı maaşı alır. Kalfa, memurla aynı itibarı görür.”
Anne babalar da şunu bilmeli: “Oğlum üniversite kazanamadı” diye üzülmek yok. “Oğlum meslek sahibi oldu” diye sevinmek var.
SON SÖZ: VATANI DİPLOMA DEĞİL, ÇALIŞAN EL KURTARIR
Dedem Karaca Dağ’ın eteğinde nöbet tuttu. Devlet toprak verdi. “Burası emanet” dedi. Bugün bu ülkeye nöbet tutacak yeni bir nesil lazım. Klavye kaydıran değil, tornavida tutan nesil. Tweet atan değil, çark döndüren nesil.2026-2027’de üniversiteye gidecek her anne babaya sesleniyorum: Çocuğunuza sorun. “4 yıl sonra ne iş yapacaksın?” Eğer cevabı “bilmiyorum” ise durun. Bir daha düşünün. Belki o çocuk üniversitede değil, sanayide parlayacak. Aksi halde 10 yıl sonra ne olur biliyor musunuz? Diplomalarımızı çerçeveletip duvara asarız. Vidaları, kaynakları, makineleri de dışarıdan ithal ederiz. Allah gençlerimize akıl, büyüklerimize feraset versin. Çünkü bu vatan boş lafla değil, nasırlı elle büyür.
Selam ve dua ile