MALAZGİRT’TEN 15 TEMMUZ’A: İHANETE RAĞMEN AYAKTA KALAN MİLLET

Dedem Karaca Dağ’ın eteğinde bize derdi ki: “Çocuklar, bize bu toprak maaşla verilmedi. Nöbetle verildi. Rus gelse ilk biz duracağız diye verildi.. Serhat çocuğuyum. Atalarım 1000 yıldır bu topraklarda nöbet tutuyor. O yüzden Türk’ün Anadolu’daki hikâyesini kitaptan değil, ocaktan bilirim. Bu hikâye 3 kelimedir: Geliş, Zafer ve İhanet. Ama 4. bir kelime daha var: Sabır.
- GELİŞ: “KILIÇLA ALDIK, SABANLA TUTTUK” 1071 Malazgirt’i başlangıç sayıyoruz. Ama biz ondan önce de vardık. Malazgirt ile kapı ardına kadar açıldı. Alparslan 20 bin kişiyle 200 bin kişilik Bizans ordusunu dağıttı. Sonra ne yaptı? Esir Bizans komutanı Romen Diyojen’i sofrasına oturttu. “Sen cesur adamsın” dedi. Neden? Çünkü bizim niyetimiz talan değildi. “Yurt tutmaktı. Bizans’ın boşalttığı, kimi kimsesi olmayan bu topraklara geldik. Cami yaptık, medrese yaptık, kervansaray yaptık, vakıf kurduk. Ermeni de, Rum da, Kürt de “adalet” gördü bizde. Türk’ün tutumu şuydu: Fethettik ama sahip çıktık. Bu yüzden 1000 yıldır buradayız. Yoksa 10 yılda giderdik.
- ZAFERLER: “BENLİK DEĞİL, DEVLET” Türk’ün zaferlerine bakın. Hep aynı ruhu görürsünüz. İstanbul 1453: Fatih 21 yaşında. “Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni” dedi. Aldı. Sonra Ayasofya’yı camiye çevirdi ama “millet-i sadıka” dedi. Kimsenin inancına, malına dokunmadı. Neden? Çünkü “Cihan devleti” kuruyordu. Çanakkale 1915: 7 düvel geldi. “Bu coğrafyayı size mezar edeceğiz” dedi. 15 yaşındaki çocuk “Ana ben gidiyorum” deyip gitti. Mustafa Kemal “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dedi. Ve kazandık. Dumlupınar 1922: 3 kıtada imparatorluk yıkılmış. “Türk bitti” dediler. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emriyle 9 Eylül’de İzmir’e girdik. Bu zaferlerde ne gördük? Kibir yok ben yaptım” yok. “Bu Allah’ın lütfu, milletin duası” var. Zaferden sonra şımarmadık. Nizam götürdük.
- İHANETLER: EN BÜYÜK YARAYI DIŞARIDAN YEMEDİK, bizi en çok içeriden vurdular. Haçlı Seferleri geldi, dövdük gönderdik. Moğol geldi, 50 yıla kalmadı Türkleşti, bize vezir oldu. Ama asıl yara şurada: Tanzimat: “Batı gibi olalım” derken kendi mektebimizi yıktık. Kendi lisanımızı unuttuk. Kendi çocuğumuza “Osmanlı geri kafalı” dedirttik.1. Dünya Savaşında 7 cephede savaştık. “Müttefik” dediğimiz Arap, İngiliz ile anlaşıp arkadan vurdu. Çölde susuzluktan şehit verdik. Sevr 1920: Bizi 3’e 5’e böldüler. “Anadolu’da 2 milyon Türk kalsın yeter” dediler.15 Temmuz 2016: En acısı bu. Kendi uçağımızla, kendi tankımızla, “Hoca efendi” dediğimiz adamın yetiştirdiği evlatlarla vurulduk. Meclis bombalandı. Peki ne yaptık ihanete uğrayınca? Ağlamadık. “Kim yaptı?” diye sormadık. “Biz nerede hata yaptık?” diye kendimizi sorguladık. Sonra dizimizi sildik, kalktık. Moğol yıktı, Edibali ile dirildik. Haçlı yaktı, Mimar Sinan ile yeniden kurduk. Sevr ile böldüler, Sakarya’da yeniden doğduk. 15 Temmuz’da vurdular, meydanlarda “demokrasi nöbeti” ile cevap verdik. Türk’ün geni budur yıkılır ama yok olmaz.
- BUGÜN: AYNI FİLM, FARKLI SAHNE 2026 yılındayız. Bugün de benzer bir kuşatmadayız. Ekonomi diyorlar. Gençlik diyorlar. Eğitim diyorlar. “Türkiye bitti” propagandası yapıyorlar. Sosyal medyada “bu vatan kurtulmaz” diyenler, 100 yıl önce “hasta adam” diyenlerin torunları. Ama ben size bir şey söyleyeyim mi? Korkmayın çünkü Türk’ün 4 geni var ve hiç bozulmadı: “Devlet Ebed Müddet”: Osmanlı yıkıldı, Türkiye kuruldu. Yarın bir şey olsa yine bir şey kurulur. Çünkü bu bir şirket değil, 1000 yıllık nizamdır. “Toprağa Aşık”: Bize “yurtluk” diye verilen Karaca Dağ’ın eteğini 800 yıldır bırakmadık. Türk topraktan koparsa yaşayamaz. Kopartmaya çalıştılar, her seferinde daha derine kök saldık. “Mazluma Kol Kanat”: Nereye gittiysek adalet götürdük. Bosna’da, Kudüs’te, Karabağ’da “Türk geldi” deyince mazlum sevindi. Bu misyon bitmedi. “İhaneti Unutur Ama Ders Alır”: Bizi vuranla bugün ticaret yaparız. Çünkü devlet aklı şahsi kinden büyüktür. Ama aynı hatayı bir daha yapmayız.
SON SÖZ: NÖBET BİTMEDİ Dedem “nöbetle verildi” dediği toprakta ben torunuyum. Bugün nöbet klavye ile tutuluyor, fabrika ile tutuluyor, okulda tutuluyor. Üniversite mezunu işsiz gezerse, sanayici usta bulamazsa, genç “bu ülkeden gideceğim” derse… İşte o zaman ihanete uğramış oluruz. Malazgirt’te 20 bin kişi 200 bine karşı durduysa, Çanakkale’de 15 yaşındaki çocuk siperde durduysa, 15 Temmuz’da millet tankın önüne yattıysa… Bizim de 2026’da “ben bu ülkeye ne katıyorum” diye sormamız lazım. İhanet eden çok oldu. Olacak da.
Ama Allah’ın izniyle bu millet ihanete rağmen ayakta kalmayı bilen bir millettir. Çünkü bu vatan bize babadan miras değil, şehitten emanettir. “Emanete de ihanet edilmez
Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin dönüm noktası olan Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, milletimizin vatan sevgisini, bağımsızlık iradesini ve fedakârlığını tarihe altın harflerle yazdırdığı büyük bir zaferin başlangıcı olmuştur. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu büyük zaferi bizlere armağan eden kahraman ordumuzun tüm mensuplarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümü ve 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.