İNSAN ONURLU BİR VARLIKTIR

Bir eğitimci olarak yapacağımız tüm çalışmalarımızda ister büyük ve ister çocuk olsun insan onuruna çok önem vermeliyiz. Aşağılama, küçük düşürme, rencide etme diye bir hak kimseden hiç kimseye yoktur. Ama şunu bir eğitimci olarak bizimde unutmamamız gerekir ki; arkadaşlarının yanında aşağıladığımız, azarladığımız, dersten attığımız, tek ayaküstünde tahtada beklettiğimiz, ailesini ve yaşadığı şartları düşünmeden onurlarını kırdığımız öğrencilerimiz oldu. Bu tür davranışları, öğrencilerimize, çocuklarımıza ve eşimize karşıda sergiledik. İnsan onurunu kırmamak lazım. İnsan onurlu bir varlıktır” düşüncesi; hukuk, felsefe ve din dahil birçok alanda temel kabul edilir.
Temel Dayanaklarına bakacak olursak
– Felsefi: Kant’tan beri insan, “amaç” olarak görülür, “araç” olarak kullanılamaz. Akıl ve özgür irade sahibi olması, ona içsel bir değer verir
-Hukuki: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 1. maddesi “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar” der. Anayasamızın 17. maddesi de “herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” diyerek onuru koruma altına alır.
– Dini/Kültürel: İslam’da “Ant olsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık” (İsra 70) ayeti, insan onuruna doğrudan vurgu yapar.
Pratik Anlamı: Onur, başkasının vermesine bağlı bir şey değil; insanın varlığından kaynaklanan bir değer. Bu yüzden işkence yasağı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü gibi haklar onur kavramı üzerine inşa edilir. Onur çiğnendiğinde sadece birey değil, toplumun vicdanı da zedelenir.
Kısaca: Onur, insanın pazarlık konusu yapılamayan temel vasfı olarak görülür. Hukuk onu korumak için var, toplum onu yaşatmak için ayakta durur. İnsan onurunu koruyan bir eğitim, bilgiyi aktarırken öğrenciyi “nesne” değil “özne” olarak görmeli.
Temel ilkeler şöyle özetlenebilir:
- Saygı Temelli İlişki– Öğretmen-öğrenci ilişkisi: Not, ödül, ceza araç olsa da asıl bağ karşılıklı saygı olmalı. Küçük düşürme, lakap takma, teşhir etme gibi uygulamalar onuru zedeler.
– Akran ilişkisi: Zorbalık ve ayrımcılığa sıfır tolerans. Farklılıklar zenginlik olarak sunulur.
- Müfredat ve İçerik – Değer eğitimi: İnsan hakları, adalet, sorumluluk gibi kavramlar sadece sözde kalmamalı. Tarih dersinde Çanakkale ruhu, edebiyatta Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim” anlayışı gibi örneklerle somutlaşır.
– Eleştirel düşünme: Öğrenciye tek doğru dayatılmaz. Fikirlerini savunma ve başkasının fikrine saygı duyma becerisi birlikte verilir. Bu, onurun parçası olan “akıl ve iradeyi” besler.
– 3. Yöntem ve Ortam – Katılımcı sınıf: Öğrenci sadece dinleyen değil, soran, üreten konumda. Hata yapma hakkı tanınır çünkü öğrenme deneme-yanılma ile olur.
– Mahremiyet: Notlar, ailevi durumlar, rehberlik görüşmeleri gizli tutulur. Dijital ortamda da kişisel veriler korunur.- Fiziksel koşullar: Temiz, güvenli, engelli erişimine uygun okullar. Aç karnına onurlu eğitim olmaz; beslenme desteği de bunun parçası.
– 4. Değerlendirme- Not için insan harcamamak: Başarısızlık = değersizlik mesajı verilmez. Geribildirim, kişiyi değil davranışı/performansı hedef alır. “Sen tembelsin” yerine “Bu ödevde şu kısımları geliştirebilirsin” denir.
– Çoklu zekâ: Herkes matematikle ölçülmez. Spor, sanat, el becerisi de görünür kılınır.
– 5. Öğretmenin Rolü-Öğretmen, onur koruyucu kültürün taşıyıcısıdır. Adil olması, ayrım yapmaması, öğrenciyi etiketlememesi gerekir. Çünkü çocuklar en çok gördüğünü öğrenir.
Özet: Onuru koruyan eğitim, “insanı araç değil amaç gören” eğitimdir. Bilgi verir ama kişiliği ezmez. Disiplin sağlar ama korku üretmez. Başarı ister ama herkesin kendi hızında yürüme hakkını tanır. “Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin” (Tolsdoy)