TOPLUM OLARAK NEREYE GİDİYORUZ

Ağır ekonomik koşullar, siyasetin kavgacı ve seviyesiz üslubu, çocuk çeteleri, mafya yapılanmaları, uyuşturucu salgını, sanal kumar çılgınlığı, ben yaptım oldu rahatlığı, ülkede günden güne kaybolan değerlerin birer göstergesi olarak canımızı sıkıyor. TV ekranlarında yayınlanan gündüz programlarında ki kepazelikler toplumun nerelere sürüklediğini gösteriyor. Ön habercileri ile geliyorum diyen büyük bir deprem gibi toplumu ayakta tutan değerlerin erozyona uğraması, gelecek için endişe verici bir durumdur. Bu gidişatın, günlük çekişmelerin gölgesinde kalması ve ciddiye alınmaması ağacın köklerinin kuruması gibi bir tehlikeyi işaret etmektedir. Toplumsal hayatın fren sistemi niteliğinde olan değerlerin, hafife alınması, yok sayılması veya istismar edilmesi meçhule giden dümensiz bir gemiyi hatırlatmaktadır. Toplumda şiddetin, yolsuzluğun, hırsızlığın artması, adalete olan güvensizlik, gençlerin deizm ve ateizme kaymaları, gençlerin büyük bölümünün yurt dışına gitme arzusu, din ile yaşantısı arasına mesafe koyanların çoğalması, dini değerlerin örselenmesi, millî ve manevi değerlerin içinin boşaltılması. Bu gidişatın vahametini anlayan ve bu duruma dur denilmesi gerektiğini fark eden yetkililerin bir an evvel bu konuya eğilmeleri ve gerçek çözümler üretmeleri gerekmektedir. Devletler, modern şehirler inşa edip, lüks yollar, gösterişli binalar, parklar, bahçeler, hastaneler, fabrikalar, barajlar vs yapabilir. Bu hamleler, toplumsal değerlerin yaşatılması ve korunması ile desteklenmezse hiçbir mana ifade etmez. Cami imamının camisinin duvarına astığı “Çocuklara ibadet etmeyi öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim yoksa Çocuklarımız; Namaz kılan bir hırsız, oruç tutan bir sapık Hacca giden bir yalancı, Kurban kesen bir tefeci, Şehadet getiren bir terörist olabilir.” Yazı, harika bir uyarıdır. Siyasi çekişmeler, kutuplaşmalar, sen ben kavgası ve bu yolda bozuk para gibi harcanan değerlerin içinin boşaltılmasıyla bu günlere geldik. İlkeli, erdemli, onurlu, dürüst, ahlaklı insanların toplumda ilgi görmemeleri, arsız ve namussuzların işini bilen kişi olarak iltifat görmesi, çürümüşlüğün ve gelinen noktanın somut ifadesidir. Gösterişçi dindarlık, sahte vatanseverlik, temel felsefesinden uzaklaştırılmış Atatürkçülük, bilinçsiz demokrasi anlayışı, seküler bir yaşantı tarzının özendirilmesi Anadolu irfanının unutturulması gibi faktörler gelinen durumun baş aktörleridir. Geleceğe ümitle bakmak, bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmakla sağlanabilir.” Biz bu toprakların emzirdiği çocuklarıyız. Bu toprakların kadim kültürü ile beslendik ve besleneceğiz” diyebilecek bir şuurla yarınlarımızı güvece altına alabiliriz.(E. Güzel). Bir zamanlar fikirlerimizi paylaşmak zenginlikti, şimdi farklı düşüneni düşman ilan ediyoruz. Dinlemeyi bilmeyen bir toplum, değişmeyi de bilemez. O yüzden belki de ilk kaybımız “kulak vermeyi” unutmak oldu. İyilik bile artık gösteri haline geldi. Birine yardım eden hemen paylaşmak istiyor, çünkü görünmeden iyilik yapmak sanki boşa gitmiş gibi geliyor. Çocukken annem “komşu açken tok yatılmaz” derdi. Şimdi bırak aç olmayı, komşumuzun adını bile bilmiyoruz. Bir zamanlar sokakta tanımadığın biri selam verirdi; şimdi göz göze gelmemek için telefonumuza bakıyoruz. Günümüzde internet ortamı ve cep telefonları dışında neredeyse hiç bir ilişki imkânı kalmadı! Yeni iletişim teknolojileri hızla insanları izole hale getirdi, artık yüzüne söyleme cesareti bulunamayacak hakaretvari kelimeler ve emojiler, dijital profillere kolaylıkla boca edilebiliyor! Hoşgörüsüzlük, kutuplaşma ve linç tarzında istismarlar, toplumsal yaşamın başat özellikleri halinde. Trafikte, sporda, günlük yaşam içinde ya da dijital medya kullanımında bu davranışları gözlemliyoruz. Saldırgan bir dille kuşatılmış haldeyiz. İktidar, sadece kendi iktidarının devamlılığını hedefliyor. Gelir dağılımı, hukuk, adalet ve eğitimin yeniden güncellenmesi gerekiyor. Sosyal adaletin, yeniden kurulması gerekiyor. Bir toplum vicdanını kaybederse, adaleti de kaybeder ve adaletin olmadığı yerde güven, sevgi, umut kalmaz. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun inşallah.