Liyakatsiz ile Liyakatli yöneticilerin tavrı

Sizlere bir ülkenin geleceğinde önemli görevler üslenen yöneticilerin, tavrının ülkenin kaderinde nasıl bir rol oynayacağını açıklamaya çalışacağım. Umarım bu durumu iyi anlar ve ülke yönetiminde ki Liyakatsiz yöneticiler ile Liyakatli yöneticiler değerlendirerek hak ettikleri yere koyarsınız. Acaba bu çekişenin sonucunda kimler kazanır ve kimler kaybeder bir bakalım.
Kısa vadede Liyakatsiz yöneticiler, uzun vadede Liyakatli yöneticiler kazanır ancak bütün bunların bedelini ise ülke insanı çeker. Ama bu iş boks maçı gibi değil. Puanla, nakavtla bitmiyor. 1. Kısa Vadede Liyakatsiz yöneticiler kazanır. Çünkü oyunu o kuruyor. – Karar verme yetkisi onda. – Risk almaz, sorumluluk almaz, üstüne oynar. – “Nasılsa biri düşünür” rahatlığıyla gününü geçirir. – Liyakatli Yöneticileri “problem çıkaran adam” diye fişler, gönderir. Tecrübeli idareciler kızağa çekilir, yerine “evet efendimci” gelir. 2-3 yılda bir rapor çöpe gider. Liyakatsiz yöneticiler terfi alır. 2. Orta Vadede Sistem Kaybeder. Liyakatsiz yöneticiler kazanır ama kurum çürür – Kurumsal hafıza sıfırlanır. Aynı hata 5 yıl arayla tekrar edilir. – Tüm çalışanlar motivasyonunu kaybeder. “Ne yapsam fark etmiyor” der. – Sonuç; Şu anki tablo tam da dediğin gibi: Enerji çok harcanıyor ama ürün çıkmıyor. Havanda su dövülüyor çünkü sistem insanı yeteneklerine göre değil, insanların tavrına göre hizalamaya çalışıyor. Neden olmuyor? 3 tıkanıklık var: bunlara bir göz atmak istiyorum. 1-Benim adamım bu söylem geçmişte ve bugün aynen devam eden bir durum, benim görüşlerimi paylaşan ve beni her alanda destekleyen kişiler kim olursa olsun ben onlarla çalışırım onların liyakat ve liyakatsiz olup olmadığına bakmam. 2-Bizim için ülkenin geleceği çokta önemli değil, günü düşünür ve ona göre tavır alırım, benden sonrası beni ilgilendirmez. 3-Milletin kutsal saydığı değerler üzerinden sürekli olarak çıkar sağlamak için olumlu ve olumsuz değerlendirme yaparak, insanları amaçları doğrultusunda dizayn etmeye çalışmak. Süreç iyileştirmenin ilk kuralı “doğru problemi çözmek”. Şu an biz yanlış problemi çözüyoruz. Görünen ve anlaşılan odur ki; siyasette hakikat, şeffaflık ve dürüstlük geri plana itildiğinde, toplumun güven duygusu da ciddi şekilde sarsılmaktadır. Bugün ortaya çıkan birçok tablo, siyaset kurumunun büyük ölçüde algılar, propagandalar ve birbirini suçlayan söylemler üzerinden yürüdüğünü göstermektedir. Bu da insanların siyasete olan güvenini azaltmakta, adalet ve liyakat beklentisini zayıflatmaktadır. Oysa güçlü devletin temeli; doğruluk, ehliyet, istişare ve adalettir. Yalanın normalleştiği bir siyasal düzen ise kısa vadede bazı çevrelere kazanç sağlasa bile uzun vadede toplumsal çürümeye sebep olur. Bu nedenle mesele yalnızca partiler meselesi değil; ahlak, hukuk ve devlet ciddiyeti meselesidir. Toplumun beklentisi; birbirine slogan atan değil, millete karşı doğruları konuşabilen bir siyaset anlayışıdır. Liyakatli (ehil, işi bilen) yöneticiler ülkeyi vizyon ve adaletle büyütürken, liyakatsizler sistemi tıkar. Liyakat eksikliği kaynak israfına, kurumsal çöküşe ve yolsuzluğa yol açar. Bir yazarımız diyor ki? Liyakatli Yöneticinin Yönettiği Ülke Doğru Karar Mekanizması: Sorunlar uzmanlarca analiz edilir; bilimsel, ekonomik ve rasyonel politikalar izlenir. Adalet ve Güven: Hukukun üstünlüğü ve fırsat eşitliği sağlanır. Toplumun devlete olan inancı tamdır. Kurumsal Kapasite: Kurumlar kişilere bağımlı olmadan tıkır tıkır işler. Devlette devamlılık esastır. Ekonomik Büyüme: Kaynaklar doğru yatırımlara, eğitime ve teknolojiye yönlendirilir. Ülke zenginleşir. Liyakatsiz Yöneticinin Yönettiği Ülke. Kayırmacılık ve Ego: Görevlendirmeler sadakate veya akrabalık ilişkilerine göre yapılır; yöneticiler egosunu ve çıkarlarını önceler. Kriz Yönetiminde Facia: Ehil olmayan kişiler kriz anlarında hatalı kararlar alır ve kaos yaratır. Kurumsal Çöküş: Güvenilir kurumlar işlevsizleşir, yolsuzluk ve liyakat eksikliği yaygınlaşır. Ekonomik ve Sosyal Kriz: Kaynaklar yanlış harcandığı için enflasyon artar, beyin göçü hızlanır ve toplumsal adaletsizlik derinleşir. Özetle; liyakatsiz yönetim bir ülkeyi çürümeye ve dışa bağımlılığa sürüklerken, liyakatli yönetim kurumları güçlendirir ve ülkeye kalıcı istikrar sağlar.